ALLAH Rızası İçin Fedâ Etmek.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!” (Bakara, 177)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse -ki Allah, helâlden başkasını kabul etmez- Allah o sadakayı kabul buyurur. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sâhibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8, Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)




Muhterem Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (ks) Hazretleri Allah yolunda infak etme konusunda deryalar gibi bir gönle sahipti.

O, her davranışında olduğu gibi infak ve tasaddukda da sevenlerine en güzel örnek teşkil etmişti.

Bu konuda bir hatırasını Lütfi Eraslan bey şöyle anlatmıştı:

“Muhterem Üstaz Mahmud Sâmi (ks) hazretleri Tahtakale’de Mustafa Alemdar ağabeyin dükkânında muhasebe defterini tutarlardı.

Bir defasında ayın ilk günü aylık tahakkuk eden miktar kadar parayı zarfın içerisinde Üstaz’a takdim ediyor.

Aynı günde bir ihtiyaç sahibi geliyor Muhterem Üstaz’ı ziyaret etmek istiyor.

Huzura kabul ediliyor.

Bir müddet sonra o adamın elinde bir zarfla odadan dışarı çıktığı görülüyor.

Mustafa Alemdar ağabey vaziyeti kontrol ediyor ve az önce verilen aylık tutarını koyduğu zarfı tanıyor.

Hayretler içerisinde kalıyor.

Bir aylık ücretin tamamını o kimseye verdiğine şâhid oluyor.

Muhterem Üstaz (ks) hazretleri cömertlikte böylesine bir engin gönle sahipti.

Vermek, vermek, gene vermek… Onun en bâriz vasıflarındandı.

Allah dostları vermeyi kendine zevk bilen yiğitlerdir. (Mustafa Eriş, Mahmud Sâmi Efendi’den Hatıralar-I, Erkam Yay.)