Zararlı cemiyetler, azınlıkların ve Osmanlı'nın asli vatandaşlarının kurduğu cemiyetler olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu cemiyetler milli mücadeleyi yaralayarak ve ülkenin zor durumda olduğu dönemden faydalanarak faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu makalemizde, milli varlığa zararlı cemiyetler hangileridir? Kuruluş amaçları ve ortak özellikleri nelerdir? Ayrıntısıyla okuma fırsatı bulacaksınız.

Osmanlı Dönemi artık iyice gerilmeye başlamışken, yıkılacak olan imparatorluktan kendine ganimet kapmak isteyen ayrılıkçılar bir araya gelerek örgütlenmeye başladılar. Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler’in bir kısmı azınlıklar tarafından kurulmuşken bir kısmı da bizzat kendi içimizdeki kişiler tarafından kurulmuştur.

Anadolu’nun farklı bölgelerinde Milli Mücadele’yi karşılarına alarak çeşitli ayaklanmalarda rol oynayan ve bağımsızlığı tehlikeye atan bu cemiyetler, yürüttükleri faaliyetlerle milli birlik ve beraberliğe kesin zarar vermek amacıyla kurulmuşlardır.

15. yüzyıldan beri Türk toplumu içinde hür ve rahat yaşamış olan azınlıklar, (Ermeni ve Rum) 20. yüzyılda Türklerin içinde bulunduğu durumdan faydalanarak topraklarımızı parçalamak, milli egemenliğe zarar vermek amacıyla cemiyetler kurmuşlardır.

Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler Hangileridir?



O dönem en belirgin halde faaliyet sürdüren zararlı cemiyetlerin sayısı 10’dur. Bunların 4 tanesi azınlıklar tarafından kurulmuşken, 6 tanesi bizzat asıl Osmanlı vatandaşları tarafından kurulmuştur. Şimdi bunları ayrı ayrı maddeler halinde inceleyelim:

Azınlıklar Tarafından Kurulan ve Milli Varlığa Zararlı Olan Cemiyetler
Azınlıkların kurduğu, itilaf devletlerince desteklenen ve Türk bağımsızlığının yok olması için kurulmuş cemiyetlerdir. Ülkemizde uzun yıllar özgürce yaşamış olan bu milletler zayıf anlardan faydalanarak ülkeyi bölmeye çalışmışlardır.

Mavri Mira Cemiyeti

Yunan Hükümeti’nin desteğiyle, İstanbul’da yaşayan ve ayrılıkçı hareketlerin içinde bulunan Rumlar tarafından kurulmuştur. Mavri Mira’nın Yunanca’daki anlamı “Kara Talih” demektir. Genel olarak İstanbul, Doğu Trakya (Kırklareli – Tekirdağ), Bandırma ve Bursa’daki ayrılıkçı Rumlar tarafından destekleniyordu. Buradaki Rumlar bizzat Yunan hükümeti tarafından silah desteği görüyordu. Amaçları Trakya’yı, İstanbul’u, Anadolu’nun batı ve orta kısmını Türkler’in elinden almak ve büyük bir Yunan devleti kurmaktı. Ayrıca çeşitli kollara da ayrılmışlardı. Kendilerini destekleyen alt kollar da vardı. Bunlardan bazıları; Yunan Kızılhaçı, Rum Göçmenleri Komisyonu, Rum Okulları İzcileri ve Rum Kiliseleridir.

Pontus Cemiyeti

Karadeniz’in doğu kesiminde bulunan Rumlar tarafından örgütlenen bir cemiyettir. Hedefleri İnebolu ve Batum arasında, sınırı güneyde Sivas’a dayanan bir Pontus Rum Devleti’ni hayata geçirmekti. Aslında bu cemiyetin temeli 1904 yılında bizzat ABD tarafından atılmıştır. Bu fikir akımını Rumlar arasında yaymak için Merzifon’da bir ABD Koleji kurulmuştur. Amaçlarından biri de iç karışıklık çıkartarak Türk Ordusu’nun direncini kırmaktı.

Ermeni Hınçak Cemiyeti

Kurucusu Zavan Efendi’dir. Aslında kendisi bir Ermeni Patriği’dir. Hınçak Cemiyeti ilk başlarda Mavri Mira cemiyeti ile ortaklaşa çalışıyordu. Hınçak Komitesi’nin kuruluşu 1877 yılına dayanmaktadır ve o tarihte Cenevre’de kurulmştur. Hedeflerinde Diyarbakır, Van, Elazığ, Çukurova, Bitlis, Maraş ve Erzurum’u alarak buralarda büyük bir Ermeni devletini kurmak vardı.

Musevi (Alyans) Cemiyeti

Çoğunluğunu İstanbul’da yaşayan Yahudiler’in oluşturduğu bir örgüttür. İsrail Birliği’ni amaçlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda iç karışıklık çıkması için uğraş vermiştir.

Osmanlı’nın Asli Vatandaşları Tarafından Kurulan Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler
Türkler ve Müslümanlar tarafından kurularak İngiltere himayesi altında bütünleşmeyi amaçlamışlardır. Yabancı bir ülkenin desteğiyle faaliyetlerini açık veya gizli bir şekilde kendi çıkarlarını düşünerek yürütmüşlerdir. Zamanla Hürriyet ve İtilaf Fırkası altında toplanmışlardır.

Kürt Teali Cemiyeti

Kendilerine Wilson İlkeleri’ni siper yapmışlardır ve Kürt nüfusunun çok olduğu şehirlerde bir Kürdistan kurulması çalışmalarına katılmışlardır. Bu şehirler genel olarak; Bitlis, Elazığ, Van, Erzurum ve Van’dır. Bu cemiyet ayrıca Milli Mücadele faaliyetlerine de engel olmaya çalışmış, bu amaçla İngilizler ile iş birliğine girmiş ancak tüm çabalarına rağmen Milli Mücadele’ye engel olamamışlardır.

İlk başta İstanbul’da kurulmasına rağmen daha sonra Diyarbakır’da, Elazığ’da ve Bitlis’te ofisler açmış, ancak halk tabanından destek görmeyince kısa sürede kapatılmışlardır.

İslam Teali (Yüceltme) Cemiyeti

Genel çalışma prensipleri, halkın dine olan sevgisini kullanarak onları Milli Mücadele’ye karşı kışkırtmak olmuştur. Bu amaçla bazı medrese görevlilerini de kendi saflarına çekmekten çekinmemişlerdir. İngilizler’in desteğiyle Konya’da bir şube açarak çalışmalar yürütmüşler ve Konya İsyanı’nı çıkarmışlardır.

İngiliz Muhipleri (Sevenleri) Cemiyeti

En büyük destekçilerinden birisi Rahip Frew’dir. Türk Bağımsızlık Mücadelesi’ni engellemek amacıyla kurulmuştur. İlk başta yardım örgütü gibi çalışmış, İstanbul’daki fakir halka yiyecek, gıda vb. yardımlar yaparak işe koyulmuştur.

Padişah Vahdettin ve Damat Ferit Paşa, İngiliz Muhipleri (Sevenleri) Cemiyeti’nin en ünlü üyelerindendir. Genel çalışma prensipleri halkın dini duygularından yararlanarak Anadolu’da bir iç karışıklık çıkarmaktı. Bu cemiyetin üyelerinin yaptığı çalışmalar neticesinde, Mustafa Kemal hakkında “idam” kararı verilmiştir.

Wilson Prensipleri Cemiyeti

Savundukları genel düşünce, Amerikan Mandacılığı’na girmekti. Türk Milleti’nin kendi özgür ve bağımsız bir devleti kurabileceğine inanmıyorlardı. Katıldıkları Sivas Kongresi’nde de bu görüşlerini bizzat savunmuşlardır. Mustafa Kemal bunun üzerine kürsüye çıkmış ve o meşhur “Ya İstiklal Ya Ölüm” konuşmasını yapmıştır.

Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası

Damat Ferit Paşa destekçileri tarafından kurulmuştur. Milli Mücadeleye karşı çıkmıştır. Damat Ferit Paşa hükümetinin devam etmesini amaçlamıştır.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası

İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı çıkan kişiler tarafından kurulmuştur. Mondros Ateşkes Antlaşması sonucu kendine çalışma alanı bulmuştur. Milli Mücadele’nin başarısızlığa uğraması amacıyla, azınlık cemiyetleri ile bile iş birliğine girmekten kaçınmadı.

Milli Varlığa Zararlı Cemiyetlerin Kurulma Amacı Nedir?



Saltanat ve Hilafetçi bir düşünceye sahip olarak, milliyetçiliğe karşı ikiyüzlü olarak davranmaktadırlar. Milli birlik ve bütünlüğü bozmak için kendi çıkarlarını gözeterek bu cemiyetleri kurmuşlardır. Osmanlı hanedanını yaşatma niyetinde olanlar birlik kurarak faaliyet göstermişlerdir. Ayrıca manda ve himaye altında olmak istemişlerdir.

Milli Varlığa Zararlı Cemiyetlerin Ortak Özellikleri Nelerdir?



Emperyalist devletlerin kendi çıkarlarına göre hareket ederek ülke işgalini kolaylaştırmışlardır. Bu cemiyetler ister azınlıklar ister kendi vatandaşlarımızdan olsun hemen hemen hepsi aynı amaca yönelmişlerdir. Yararlı ve zararlı cemiyetlerin hepsi Mondros Ateşkes Antlaşması’nın olumsuzluklarından ortaya çıkmıştır. Milli varlığa zararlı cemiyetlerin ortak özellikleri şöyledir;

• Ülke içi ayaklanmalara sebep olmuşlardır.
• Türk milletinin bağımsız yaşama azmine inanmayarak kendi çıkarlarını milli çıkarlardan ön planda tutmuşlardır.
• Mandacı olanlar, bağımsızlığın mandacılıkla sağlanacağı gibi bir görüşü savunmuşlardır.
• Ulusal egemenlik bilincini baltalamaya çalışmışlardır.
• Ulusal Egemenlik kavramına inanmayarak kendi çıkarlarını düşünmüşlerdir.

https://youtu.be/B2eQdOLq5z8


Kaynak: https://bilgihanem.com/milli-varliga...li-cemiyetler/